Yara Tedavisi İstanbul | Doç. Dr. Nebil Yeşiloğlu
Yara Tedavisi İstanbul | Doç. Dr. Nebil Yeşiloğlu

Kronik Yara Tedavisi

Kronik Yara Tedavisi

Doç. Dr. Nebil Yeşiloğlu,
Kronik Yara Tedavisi ile ilgili sorularınızı cevaplıyor.

Geçersiz Giriş
Geçersiz Giriş
Geçersiz Giriş
Geçersiz Giriş
Geçersiz Giriş

0/500

Geçersiz Giriş
Geçersiz Giriş
Kronik Yara Tedavisi | Doç. Dr. Nebil Yeşiloğlu

Plastik cerrahide, yeniden yapım ve onarım ya da diğer deyişle rekonstrüksiyon, herhangi bir nedenle açılmış ve iyileşmeye direnç gösteren yaraların tedavisinde önemli bir uğraşı alanı teşkil eder. İyileşmeye dirençli yara, kavramı özellikle endüstriyel toplumlarda beslenme alışkanlıklarının da değişimiyle giderek artan şeker hastalığı (diyabet), yine bunu takip eden koroner damar hastalıkları ve çevre damarlarda oluşan tıkanıklıklar gibi nedenlerle daha sık ortaya çıkmaktadır. 

Öte yandan kronik yara, süre olarak 4-6 haftada iyileşme gerçekleşmemiş yaraları kapsar ve yukarıdaki tüm faktörler bunda etkili olabilir.

Kronik yaranın diğer bir nedeni toplar damarlarda yetmezliğe bağlı venöz ülserlerdir. Toplar damarlar herhangi bir dokudaki kirli kanı toplayarak kalbe taşırlar ve kan buradan temizleneceği organlara dağılır. Bu damarlar atardamarlar gibi kasılabilme özelliğine sahip olmadığı için içlerinde kanın hareketi çevredeki kasların kasılırken yaptığı basınçtır. Buna rağmen kanın kalbe gönderilemeyip  göllendiği bölgede zamanla doku beslenmesi bozulur ve yaralar çıkmaya başlar.

Vücudumuzda içinde sıvı dolaşan bir diğer damar sistem, lenf sistemidir. Lenf sıvısı yağ bakımından zengin bir sıvı olup lenf damarları, toplar damarlara benzer şekilde çalışır ve böylece lenf sıvısı önce bölgesel lenf düğümlerine ve oradan da ana lenf kanalları ile kan dolaşımına katılır. Bu damarların yetersiz çalışması lenf sıvısının vücudun alt bölgelerinde ve bacaklar ve kollarda  göllenmesine neden olur. Bu durumda ilgili organlar büyür ve fil hastalığı (elefantiyazis)  denilen tabloya yol açar. Zamanla doku beslenmesi lenfin göllendiği bölgelerde iyice bozulur ve yaralar açılmaya başlar. Artan doku basıncı nedeniyle de dokular yetersiz kanlandığı için iyileşmeye dirençli yaralar ortaya çıkabilir.

  • Kronik yaraya yol açan metabolik hastalıklar içinde diyabet en sık görülen nedenlerden biridir.

Diyabet ya da venöz yetmezliğe bağlı yaralar önlenebilir problemlerdir. Her yıl kilometrelerce sargı bezi, binlerce antibiyotikli pomad tüpü ve milyonlarca liralık bakım masrafı sadece bu sorunların çözümünde kullanılmaktadır. Düzenli ayak bakımı bu hastalıkların olmazsa olmazıdır ve ileri vadede ayak ve bacak kayıplarına kadar varan sorunların çözümünde çok önemlidir.

Kronik Yara Tedavisi

Bir diğer iyileşmeye dirençli ve hatta ilerleyici yara nedeni tütün ürünlerinin kullanımına bağlı damar tıkanıklıklarıdır. Tütün ürünlerinin kullanımının doku kanlanmasını belirgin olarak bozduğu çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir. Hatta Buerger hastalığı olarak bilinen bir hastalıkta sigara içerisindeki maddelerden birine karşı oluştuğu düşünülen vücut yanıtı nedeniyle hızlı gangrenleşmeler ve doku kayıpları ortaya çıkmakta ve sigara bırakıldığında bu kayıp hızlı bir şekilde durabilmektedir. 

Yara iyileşmesi sürecinde vücudun bağışıklık sistemi tarafından yönetilen bir olaylar dizisi görev alır. Bağışıklık sisteminde yara iyileşmesi savunma hücreleri olan lökositler (akyuvarlar), savunma hücreleri ve çeşitli bazı hücrelerden salgılanan yara iyileşme mediatörleri adını alan maddelerin etkileşimi önemlidir [8]. Dolayısıyla bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen her faktör doğrudan yara iyileşmesini de bozacaktır.  Yukarıda sayılar hastalık ya da faktörlerin çoğu bağışıklık sistemini de olumsuz etkileyerek yara iyileşmesini bozacaktır.

Yara iyileşmesinde enfeksiyon ve buna bağlı iltihabi doku yoksa zeminde granülasyon dokusu denilen bir iyileşme dokusu belirmeye başlar. Yara tam olarak granüle olduğunda bir yandan da derinin en yüzeysel tabakası olan epidermis hücreleri çoğalarak yaranın merkezine doğru yeni deri örtüsü oluşturmaya başlarlar.

Buna epitel  göçü (migrasyonu) ve çoğalması (proliferasyon) denir. Bazı yara biçimlerinde bu göç başladığı noktada kalır ve epitel olduğu yerde kalınlaşmaya başlar ve etrafı bir nasır halkasından oluşan atonik ülser  dediğimiz yara formuna dönüşebilir. Bu yaraların kenar kısımlarının tazelenmesi gerekir. Epitel çoğalırken yaranın orta noktasında karşılıklı olarak hücreler temasa geçtiklerinde bazı kimyasal olaylar sonucunda çoğalma tamamlanır ve durur. Buna temas sönmesi (kontak inhibisyon) denir. Yara iyileşmesinde epitel göçü dışında yara kasılması (kontraksiyonu) denilen bir mekanizma da eş zamanlı olarak yürür. Deride miyofibroblast isimli içinde kasılabilir yapılar bulunan bağ doku hücreleri bulunur. Bu hücreler yara iyileşmesinde kasılarak kendileri küçülürler ve yaranın da boyutunu küçültürler. Bu mekanizma yaranın kendi kendine iyileşmesi açısından önem taşır.

İLETİŞİM BİLGİLERİ

info@drnebilyesiloglu.com

Elysium Elit Koşuyolu B Blok No:20 Acıbadem 34718
Kadıköy - İstanbul

Please publish modules in offcanvas position.